Bugun...
13-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

AB’yi korkutan nedenler (I)


AB’yi korkutan  nedenler (I)

Bugün çevre ülkelerin, ABD’nin ve AB’nin hissiyatını, tedirginlik ve korkularını dünün gelişmelerine bakarak anlamak mümkündür. Hepimiz insan olduğumuza göre insan topluluklarının da hissiyatı vardır ve hissî davranabilirler. Bu yazıda Avrupa Birliği’nin korkularına yer vermek istiyorum:

Çözülmeyle başlayan serüven
1990 yılında SSCB’nin çatırdamaya başlamasının ardından Ekim 1990’da Demokratik Almanya Cumhuriyeti, Federal Almanya’ya katılarak Varşova paktından ayrılmıştı. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesiyle SSCB daha farklı sorunlar yaşamaya hatta dağılmaya başlamıştı. 
Yılsonunda başlayan dağılma adeta yıkıma dönüşmüş, ertesi yıl 1 Temmuz 1991’de Varşova Paktı’na son verilmişti. Balkanlarda özellikle Orta Avrupa ülkelerinin bir kısmı diye sıralayabileceğimiz eski Çekoslovakya (bugünün Çek Cumhuriyeti), Slovakya, Lihtenstayn, Macaristan, Polonya, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Romanya’nın bazı bölgeleri ile birçok Balkan ülkesi sosyalist rejimi bırakıp çok partili sisteme geçiş yapmıştı. Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan 1999’da, Bulgaristan, Slovakya, Slovenya, Baltık ülkeleri 2004’ te Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’na (NATO) katıldılar.

Dağılma sonrası Balkanlar
SSCB sonrasında Rusya, bir süre bocalasa da kendisini toparlamış ve birçok bölgede olduğu gibi Balkanlarda da farklı siyasetler izlemiştir. Bosna, Makedonya ve Karadağ’da bölücü siyaset izlerken 19’uncu yüzyıldan beri sürdürdüğü Hristiyan Ortodoksları koruma geleneğini Sırbistan’da ve diğer Hristiyan Ortodoks nüfusa sahip bölgelerde uygulamaktan geri kalmamıştır. Elit siyasiler ve milliyetçi gruplarla ortak zemin oluşturmaya çalışmıştır.
Türkiye, bölgenin Müslüman halkı ve Arnavutlar arasında etkili olma yolunu seçmiştir. Sosyo-ekonomik nitelikli, vizyon eksikliği ve beyin göçü bölgede reformlara karşı direnç ve yükselen otoriterliğe zemin hazırlamıştır.

AB’nin korkularından ilki
Avrupa’ya ders vermek ve AB’ye girmiş ülkelere yeniden egemen olmak amacıyla koridorlar açmak isteyen Rusya ile kendi soydaşlarının haklarını gözetmeye soyunan Türkiye gibi ülkeler korku merkezleri olarak görülmeye başlandı. Rusya’nın yanında Türkiye, Çin ve Körfez ülkeleri için bölge bir cazibe merkezi haline dönüştü.
AB’nin uzun süredir yaşadığı krizler, Balkanlardaki itibarını ve çekiciliğini yitirmesine neden olduğu gibi gücünü yaymasına da engel oldu. Balkanlardaki itibar kaybı Balkanlar konusundaki pasif tutumunu ilk tedirginlik olarak düşünebiliriz.

AB’nin yaşadığı krizlerden bir diğeri
Avrupa’nın şımarık çocuğu (Yunanistan) da Avrupa’ya 2015 yılında bir kriz yaşatmıştı hatırlarsanız… Yunan lider Çipras iktidara geldiğinde Yunanistan altı yıldan beri ekonomik krizle boğuşuyor ve 240 milyar euro’luk borç yüküyle mücadele ediyordu. Halk kemer sıkma programlarından bıkmış ve Çipras’ın SYRIZA’sına umut bağlamıştı. SYRIZA’nın iktidar olması, AB tarafından endişeyle takip edilmeye başladı. 
AB, SYRIZA’nın iktidarına borçların ödenmeme ihtimali, yeniden yapılandırılması hatta Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkması gibi ihtimallerle ekonomik pencereden bakıyordu. Başbakan Çipras, önce IMF’ye olan borçlarını ödememe gibi açıklamalara girmiş, AB’nin sert tepkisiyle karşılaşınca borçların bir kısmının silinmesinden veya geri kalanının da yeniden yapılandırılmasından söz etmeye başlamıştı. 
AB, SYRIZA gibi solun solu bir partinin iktidar olmasının ve İspanya’da ayrılıkçıların her eylemde güç kazanmasının Avrupa’da aşırı sol ve aşırı sağa kaymalara neden olabileceği endişesini yaşamıştı. Buna da AB’nin ikinci tedirginliği diyebiliriz.

AB’nin diğer bir korkusu
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Rusya’ya yeni yaptırımlar öngören ve kasıtsız şekilde AB’nin enerji güvenliği çıkarlarını tek taraflı olarak etkileyebilecek ABD’deki yasa tasarısının, ağır sonuçlara neden olabileceğini belirtmiştir.
ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanan Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yeni yaptırımlar uygulanmasını öngören yasa tasarısının Avrupalı şirketlere olası etkilerine ilişkin açıklama yapan Juncker, “… Amerika çıkarlarının önce, Avrupa çıkarlarının sonra geldiği anlamına gelemez…" ifadesini kullanmıştır.
Rusya’nın Balkanlarda yeniden yayılma politikasının yanına bir de Rus enerji kısıntısının eklenmesi AB’nin bir diğer Rusya korkusu olmuştur.        
(Devam edecek)

Bu makale 371 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ