Bugun...
24-04-2018
KAMİL YILMAZ

KAMİL YILMAZ

Kutup - laş - ma!

Sağ - sol, ezen - ezilen , işçi - işveren gibi bir uçtan diğer ucu da tanımlar aslında kutup ve kutuplaşma…

Elektrikteki artı- eksi gerçeği gibi, genç yaşlı kuşağın çatışmaları gibi, zıt  kutupların catışmaları da gerçek bir unsurdur, kaçınılmaz... Zamana, çağa, çağın hızına, akışına vb. pek çok nedenden kutuplaşmalar farklı şekillerde yaşanır. Yaşamın gerçek bir olgusudur kutuplar ve kutuplaşmalar…

Toplumsal anlamda da kutuplaşmalar yaşanır; bu doğal ve kaçınılmazdır.

Son yılllarda, yıllar öncesinde hiç yaşanmamışcasına en yoğun en ayrıştırıcı ve anlamsızını yaşıyoruz kutuplaşmanın...İşte doğal olmayan budur…

Bir uçtan baktığınızda ‘’her şey yolunda’’, diğer taraftan baktığınızda ‘’doğru giden, yolunda olan hiç bir şey yok…’’ Kutuplaşmanın en tehlikeli olanı da bu…

Oysa hatalara rağmen doğru olanlar, doğrulara rağmen hatalı gözüken eksiler olabiliyor, olmalı …Ama malesef ortası yok ve ortayol- akıl yolu bulunamıyor maalesef…

Oysa bir ulusun kaderi var sonuçtan etkilenecek olan…

Ülkemizin yönetim şeklinden tutun da, ekonomisi, iş- işveren boyutuyla,  çalışma yaşamımızda, sosyal yaşamda, giyim kuşamda… Toplumsal ahlakta; sanatta ve sanatsal faaliyetlerin yönetimindeki devlet elinde… Milli eğitimimizde, bilime yakınlaşmada, hep uçtan uca savruluyoruz…

Aile yaşamımızda, çocuk yetiştirmedeki eğitim ve önceliklerimizde, uluslar arası ilişkiler ve  komşuluk ilişkilerimizde…Bunların tümü için ortak paydalarda buluşabilir olmamız gerekirken taban tabana zıt bir ayrışma gün geçtikçe artıyor…

Dokunulmayan bir alan neredeyse yok…Bu alanların tümünde  ayrışmış durumdayız maalesef … Hükümetin bir milletvekili ‘’Cumhuriyeti yıkacağız, yeni bir devlet  kuracağız’’ darken, ‘’Başına da mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğanı getireceğiz’’ diye kendince ‘lütufta’ bulunabiliyor…Dokunulmayan bir kurum, makam, neredeyse yok…Cumhurbaşkanının makamına kadar uzanan bir saldırı hali, hem de kendi partisi içinden…

Bunu anlayabilmek elbette kolay değil …

Oysa ülkemiz ve insanlarımız açısından ortak paydalarda, ortak değerlerde, çıkarlarda, bütünlük içersinde olunması bir çok noktada buluşulabilinir olunması gerekmez mi? Ama maalesef yok, buluşulamıyor… ‘’Doğru’’ diye yapılanların tümü yanlış olduğunda hep beraber çökme riski var ve hep beraber altında ezileceğiz…

Tehlikelerin en büyüğü de ahlaksal çöküntü…

60-70 li yaşlarda koca koca adamlar, torunları yaşlarındaki kızların evlenme yaşlarını konuşuyor tv’lerde ağızlarından salyalar akıtarak…9 mu olsun, 7 de olabilir miymiş…Hamile kadınların sokaklarda yürümemesi, iş yaşamında olmaması, gülmemesi gerektiğini konuşuyor, tahrik olduklarını söylüyor…Aslında kendisinin sapık olduğunu deklare ediyor da bunu onun suratına çarpacak kimse çıkamıyor karşısına…Çünkü adam dinsel anlamlar yükleyerek, bu konuları dine dayandırarak söylem oluşturuyor…Çoğu ya ilahiyatçı ya din adamı kisvesiyle orada maalesef…Çoğu da profesör maaşı alıyor üstelik bağlı oldukları üniversiteler üzerinden…Durum böyle olunca da bu hal toplumun katmanlarına yaygınlaştığında topyekün bir yorgunluk, ahlaki çöküntü güvensizlik gibi çok yönlü, olumsuz bir dizi etki bırakıyor insanlarımızda…

Başkalarının üzüntülerine sevinebilen, acılarıyla beslenen bireyler yetişiyor…İnsanlar birbirini ayrıştırıyor… Başı açık kapalı üzerinden, etnik, dinsel, dinsizlikleri, kökenleri, yaşam tarzları üzerinden birbirini ötekileştiren bireyler olup çıkıyoruz…Oysa sadece iyi birer insan olabilmeye gereksinimimiz gün geçtikce fazlasıyle artıyor… Farkında mıyız?

Olaylar karşısında ‘’Bu durum benim memleketime, insanıma gencime, yaşlıma, öğrencime, öğretmenime, halkımın  geleceğine ne kazandırır, ne kaybettirir? ’’ Atılan her adım, her düzenleme, barış – savaş aklınıza gelen her şey  için benim ölçüm- tartım, kriterim bu…

Öneririm…

kamilyilmaz1919@gmail.com

Bu makale 503 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ