Bugun...
13-01-2018
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Münir Özkul Unutulmayacak (lV)

(Özkul’un bahsettiği  oyun ne yazık ki hayata geçmemiş ve taslak aşamasında kalmıştır. Sadık Şendil ve Şakir Eczacıbaşı da tiyatro yazarlığı ve tiyatro geçmişleri olan isimlerdir. Şakir Eczacıbaşı aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olmakla birlikte, Oscar Wilde’nin ve Bernard Shaw’ın birer kitaplarını derleyip çevirmiştir. Usta yazarlarımızdan olan, Sadık Şendil de Türk sinemasına 200 civarında film senaryosu yazarak büyük bir katkıda bulumuş,aynı katkıyı Türk Tiyatrosuna da sağlamıştır.) 
Münir Özkul  1970’lerde ve 1980’lerde ve hatta 1990’larda sinemayla ve oradaki unutulmaz işleriyle özdeşlemiş olsa da, tiyatrodan da hiç kopmaz. 1977-1981 arası  Şehir Tiyatroları ve 1981 sonrası  Ortaoyuncular’da pek çok oyunda karşımıza çıkacaktır. 
Usta isim son olarak  Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmiş ve kendisi için yapılan özel bir gecede (1996) 55'nci sanat yılını kutlamış oldu. Bu özel gece ile birlikte  Özkul  da çok sevdiği tiyatroya kesin olarak veda etti. 
Bu usta isimi kaybettiğimiz gün mimar ve gazeteci olan Aydın Boysan’ı kaybettik. Türkiye dönemlerine damga vuran bu iki ismi kaybettiği gün, kendi ailemden de çocukluk yıllarımdan beridir  tanıdığım ve ailemizi de çok iyi  tanıyan Neslihan Erdoğdu’yu kaybetmeninim üzüntüsünü yaşadım . Münir Özkul, Aydın Boysan, Neslihan Erdoğdu’nun yakınlarına  (başta da Müfit Erdoğdu’ya ve ailesine )  sevenlerine sabır ve baş sağlığı dileğimi bir kere daha iletirken mekanlarının cennet olmasını diliyorum. 
Ben bu değerli ismi Modern Türk Tiyatrosunun ilk oyuncularından olan  Tomas Fasulyaciyan’ın hayat öyküsünden kesitlere ye Haldun Taner’in “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” isimli eserinden,  ki Özkul da  tiyatro sahnesinde Tomas Fasulyaciyan’a hayat vermştir  şu ünlü tiratla anmak istiyorum. Modern Türk Tiyatrosunun gelişmesine  de Ermeni,Rum,Yahudi ve Levanten  asıllı  isimlerin çok büyük katlıları olmuştur, onlara da müteşekkirim. 

“Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. 
Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.
Görüyorum, hepiniz gardıroba koşmaya hazırlanıyorsunuz. 
Birazdan tiyatro bomboş kalacak. Ama tiyatro işte o zaman yaşamaya başlar. 
Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelere takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. 
Hıranuşla Virginia’nın bir diyaloğu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır. 
İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler.
Artık kendimiz yoğuz. 
Seyircilerimiz de kalmadı. 
Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. 
Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır… Perde!"

Bu makale 67 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ